MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Tezel: ‘B.K çukuru’ deyip gittiler, koşa koşa dönüyorlar!

Koronavirüs (Covid-19) salgınının başından itibaren yaklaşık 70 ülkeden 25 bini aşkın vatandaş talepleri üzerine yurt dışından Türkiye’ye getirildi. Gazeteci yazar Mevlüt Tezel konuyla ilgili olarak “Şimdi devlet babanın özel olarak yolladığı uçaklara binip vakti zamanında “B.k çukuru” dedikleri Türkiye’ye dönüyor bazıları! Türkiye gibi bir vatanınız olduğu için şükredin!” diye yazdı.

Dışişleri Bakanlığı’nın, koronavirüs salgını sürecinde yurt dışında mahsur kalan Türk Hava Yolları uçaklarıyla gerçekleştirdiği tahliye işlemleri önümüzdeki günlerde devam edecek.

Bu çerçevede başta Almanya’dan olmak üzere, on binlerce vatandaş Türkiye’ye getirilerek 14 gün süresince karantinaya alınacak.

Türk vatandaşları, Batı ülkelerinin sağlık sistemlerinde karşılaşılan sıkıntılar ve Türkiye’nin koronavirüs salgını ile başarılı şekilde mücadele etmesi üzerine, pandemi sürecinde Türkiye’de bulunmak isterken Sabah Gazetesi yazarı Mevlüt Tezel‘den bu konu hakkında önemli tespitler geldi.

“‘B.K çukuru’ deyip gittiler, koşa koşa dönüyorlar!” başlığını taşıyan bir yazı kaleme alan Tezel, batı ülkelerinde korona salgını nedeniyle yaşlıların ölüme terk edildiği yönündeki haberlere gönderme yaparak, “Dolar yükseldi ama yaşlılarımız pislik içinde ölmüyor!” ifadelerini kullandı.

İşte Tezel’in köşe yazısı;

Koronavirüs salgını yüzünden ABD ve Avrupa’daki birçok ülkenin sağlık sistemi çökerken, hastalara yatak bulunamazken, huzurevlerinde yaşlılar ölüme terk edilirken, İngiltere Türkiye’den gelecek büyük yardıma umudunu bağlamışken dün İstanbul’da Avrupa’nın en büyük yoğun bakım kapasitesine sahip, saray gibi bir hastane açtık.

Yaklaşık 1 milyon metrekare kapalı inşaat alanı ve 2 bin 682 yatak kapasitesine sahip olan ve dün ilk bölümü açılan Başakşehir Şehir Hastanesi aynı zamanda dünyanın en büyük sismik izolatörlü binası özelliğini taşıyor. En son teknolojilerle donatılmış ve izole edilmiş erken tanı ve tedavi merkezinin ilk açılan bölümleri, bin 35 yatak kapasitesine sahip. Şehir hastanesinde; 469 yatak kapasiteli genel hastane, 327 yatak kapasiteli kalp ve damar hastalıkları, 311 yatak kapasiteli ortopedi ve nöroloji, 521 yatak kapasiteli çocuk, 359 yatak kapasiteli kadın doğum, 367 yatak kapasiteli onkoloji, 128 yatak kapasiteli psikiyatri ve 200 yatak kapasiteli fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümleri bulunuyor.

Koronavirüs hastaları için hizmete açılan bölümlere, 155 solunum cihazı, 475 hasta başı monitör, 150 defibrilatör, 75 EKG cihazı, bin 35 hasta yatağı, 150 acil muayene ve müdahale sedyesi yerleştirildi.

TEDAVİ ÜCRETSİZ!

Bu devasa hastanenin özellikleri anlat anlat bitmez! Üstelik bu şehir hastanelerinden daha önce farklı illerde 12 tane açılmıştı. Yapımı devam eden dokuz hastaneyle birlikte toplam 22 şehir hastanemiz olacak. Bu hastaneler 9 milyon 869 bin 019 metrekarelik kapalı alana, 19 bin 354 odada 30 bin 607 yatak kapasitesine sahip.

Kemal Kılıçdaroğlu, şehir hastanelerine şöyle kızıyordu: “Hastane yapıyorsun, yüksek maliyetler var. Yüzde 70 de hasta garantisi veriyorsun. Peki, ülkede hastalık yoksa ne yapacağız?” Hastalık yoksa! Şimdi bu sözler kulağa fıkra gibi geliyor değil mi?

Bu zor günlerde dünyanın farklı ülkelerinde tedavi şansı bulamayan, pahalı hastane masraflarını karşılayamayan ya da hayatını riske atmak istemeyen vatandaşlarımız akın akın Türkiye’ye dönüyor. Dönenler arasında hükümete kızıp “Bu ülkeden bi cacık olmaz”, “B.k çukuru burası” deyip gidenler de var!

ABD ve Avrupa’da Türkiye’deki gibi ücretsiz tedavi yok tabii! Durumları o kadar vahim ki, kendi vatandaşlarını parasıyla yatıracak yatak bile bulamıyorlar! Londra’da, Roma’da, New York’ta, Madrid’de “Sizi tedavi edemeyiz evinizde kalın” açıklamasını duyunca bazılarını aklı başına geldi!

Şimdi devlet babanın özel olarak yolladığı uçaklara binip vakti zamanında “B.k çukuru” dedikleri Türkiye’ye dönüyor bazıları! Türkiye gibi bir vatanınız olduğu için şükredin!

Dolar yükseldi ama yaşlılarımız hayatta

Sadece İngiltere, İspanya’da değil; Kanada’da da yaşlılar kaderlerine terk ediliyorlar.

Kanada’nın Montreal kentindeki Residence Herron adlı bakım merkezinde, korona salgınından sonra bakıcıların tesisi terk etmesi nedeniyle 31 yaşlının hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Ölümlerin sadece beşi koronadan!

Bakıcılar, hemşireler virüs kapmaktan korkup huzurevini terk edince yaşlıların günlerce yemek yemediği, su bile içemediği, tuvalete götürülmedikleri için yataklarının pislikle kaplandığını ve birçoğunun yatağından düştükten sonra günlerce beton zeminde yardım beklediği ortaya çıktı.

Bizim muhaliflerin öve öve bitiremediği Kanada’da gerçekleşti bu olay! Başkanları yakışıklı ama!

Cefakar bakıcı ve sağlık çalışanlarımızın olduğuna, sağlık sisteminde ve yaşlılara hizmette başarılı bir ülke olduğumuza dua edelim. Dolar yükseldi ama hayattayız! Yaşlılarımız yataklarında pislik içinde bakımsızlıktan ölmüyorlar! Hepsi gerekirse evinde tedavi ediliyorlar.

Show More
%d blogcu bunu beğendi: