MultiTV

Çok Kültürlü Televizyon

Meslek baronları Batı’nın Truva atı

Meslek kuruluşlarının seçim usulüne yönelik düzenleme çalışmasına hukukçulardan tam destek geldi. Türk Hukuk Enstitüsü İstanbul İl Başkanı Fetih Ahmet Alparslan, “Meslek kuruluşları olan odaların büyük bir bölümü, Türk ve İslam ile kavgalı, marjinal bölücü ve sol fraksiyonların eline geçmiştir. Bu odalar, Batılı emperyalist güçlerin adeta Truva atı görünümündedir.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın meslek odalarına ilişkin son MYK toplantısı öncesinde yaptığı, “Geçtiğimiz günlerde Ankara Barosu’nun ve aynı zihniyetteki yapıların fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim usulüne yönelik düzenlemenin aciliyetini ortaya koymuştur, en kısa sürede Meclis’in takdirine sunmalıyız” açıklamasına hukukçulardan ve sivil toplum kuruluşlarından tam destek geldi.

Türk-İslâm düşmanlığı

Akit’e konuşan Türk Hukuk Enstitüsü İstanbul İl Başkanı Avukat Fetih Ahmet Alparslan, şu değerlendirmede bulundu:

Meslek kuruluşları olan odaların büyük bir bölümü Türk ve İslam ile kavgalı aşırılık yanlısı, marjinal bölücü ve sol fraksiyonların eline geçmiştir. Bazı odalar, Batılı emperyalist güçlerin Truva atı görünümündedir. Seçim sistemleri de örgütlü bir azınlığın on binlerce üyenin bulunduğu bir yapıya hakim olabilmesini sağlıyor. Alınan aidatlar katrilyonlarca lira boyutlarına varmaktadır. Virüs nedeniyle meslek üyeleri büyük maddi zarar yaşamaktadır. Fakat üyelere mali destek anlamında herhangi bir odanın elini taşın altına koyduğunu görmüyoruz. Başta barolar olmak üzere, tabip odaları, mimar ve mühendis odaları gibi ne kadar oda varsa nispi seçim sistemine geçirilmelidir. Küçük azınlıkların büyük çoğunluğa tahakkümü, onların duygu ve düşüncelerinin hilafına politikalarını dayatmaları önlenmelidir. Cumhurbaşkanımızın ve hükümetimizin bu yöndeki çabalarını destekliyoruz.

Karanlık odaklara 

Türk ve İslam değerleri adına ne varsa bunlar karşısında yer alırlar. Ordumuz terör bataklığını kurutmak için Suriye’ye, Irak’a girer, bu odalar çıkar aleyhte açıklamalar, kampanyalar düzenlerler. Türk askeri sınır ötesi harekat yapar, ‘savaşa hayır’ diye kampanya başlatırlar. Çok enteresandır, LGBTİ denilen sapkın zihniyet bu karanlık odalar tarafından ısrarla, inatla yüceltilmeye, normalleştirilmeye çalışılıyor. LGBTİ’nin arkasındaki güçlere bakıyorsunuz, dünyayı sömüren Batılı emperyalist baronlar karşınıza çıkıyor. Ucu dışarıda olan karanlık odaklar, uzun yıllar önce bu odaların yönetimini ele geçirmişler. Terör örgütlerini kullanıp korkutarak, meslekten ihraç, para cezası gibi yaptırımlarla yıldırarak vatanına milletine dinine bağlı insanların oda yönetimlerinde söz sahibi olmasına izin vermiyorlar. Küçük bir azgın azınlık odaları parmağına almış oynatıyor.

Darbe anayasasının eseri

Avukat Cüneyt Toraman da şunları dile getirdi: “1960 darbesini gerçekleştirenler, vesayet sistemi inşa etmişlerdir. 1982 Anayasası da aynı sistemi devam ettirmiştir. Yasama, yürütme, yargı erklerine vasi tayin edilmiştir. Meslek mensuplarına da meslek odalarını vasi tayin etmişlerdir. Türkiye’de, farklı inançta, düşüncede meslek mensubu olduğu halde, meslek odalarının tepesinde olanların aynı kafada, eski Türkiye’nin temsilcileri olduğunu görüyoruz. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının seçim sisteminin değiştirilmesi, farklı görüşte olanların temsiline imkan verilmesi açısından önemli bir adımdır. Ancak asıl yapılması gereken, bu meslek kuruluşlarının dayanağı olan, darbe anayasanın ürünü 135. Madde’nin kaldırılmasıdır. Bu madde kaldırılırsa, bu meslek odalarının saltanatı da sona erer. Toplumda bu odaların ne kadar karşılığı olduğunu da hep birlikte görmüş oluruz.

Emperyalizme hizmet

Bağımsız Ülkücüler Platformu Kurucusu Adnan Baran ise, şunları ifade etti: “Ülkemizde, Barolar, tabipler, mühendis, mimar odaları ve bir kısım sivil toplum kuruluşları, kendi meslektaşlarının hak ve hukukunu korumak için değil, Batı emperyalizminin Türkiye’de ileri karakol görevini yapmaktadırlar. Batı kültürünün tetikçiliğini yapmaktadırlar. Bu meslek kuruluşları hiçbir zaman yerli ve milli olmadılar. Bu nedenle yapılacak olan bir yasal düzenlemeyle meslek kuruluşlarının demokratikleştirilmesi ve millileştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Kaynak:yeniakit

Show More
%d blogcu bunu beğendi: