Çok Kültürlü Televizyon

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Afrika’ya yerli para çağrısı

745.761

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’na katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasının satır başları şöyle;

Değerli bakanlar, değerli kurum temsilcileri kıymetli misafirler sizleri en kalbi duygularımla muhabbetle selamlıyorum.

Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu vesilesiyle sizleri ülkemizde güzel İstanbulumuzda misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Afrika Kıtası’nın dört bir yanından Türkiye’ye teşrif eden siz kıymetli misafirlerimize hoşgeldiniz diyorum.

Ticaret Bakanlığımıza, Dışişleri Bakanlığımıza ve diğer kurumlarımıza bu önemli toplantıya öncülük ettikleri için teşekkür ediyorum.

Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nun ülkelerimiz arasında ticaretin yatırımların ve dayanışmanın özellikle ziyadeleşmesine vesile olmasını temenni ediyorum.

Bugün ödüllerimizi vereceğimiz firmalarımızı da şimdiden tebrik ediyorum.

“Türkiye olarak Afrika Kıtası ile işbirliğimize büyük önem veriyoruz”

Özellikle 2005 yılını Başbakanlığım dönemimde Afrika yılı olarak ilan etmiştik. O günden bugüne tempo artarak devam etti. Göreve geldiğimizde Afrika’da 12 büyükelçiliğimiz varken bugün 41 büyükelçiliğimiz var. Bu sayı artarak devam edecek.

“Afrika Kıtası’nın tamamıyla işbirliğimizi güçlendirmenin gayreti içerisindeyiz”

Kazan-kazan ve eşit ortaklık temelinde karşılıklı saygıya dayalı ilişkilerimizi her alanda ilerletmeyi arzu ediyoruz. Bu anlayışla göreve geldiğimiz günden beri hiçbir ayrım yapmadan Afrika Kıtası’nın tamamı ile işbirliğimizi güçlendirmenin gayreti içerisindeyiz.

Afrika açılım politikamızı başlattığımız 2003 yılından bu yana gösterdiğimiz çabalarımızın meyvelerini farklı alanlarda topladık. Sadece Cumhurbaşkanlığımız döneminde 21 farklı Afrika ülkesini ziyaret ettik. 

“Türkiye-Afrika ortaklık zirvesi 2019’da İstanbul’da”

Bu ziyaretlerimde iş adamlarımız ve yatırımcılarımızın da heyetlerimde yer almasına önem verdik. Yine aynı dönemde 16 Afrika ülkesinden devlet ve hükümet başkanını Türkiye’ye misafir ettik. İlki 2008 yılında İstanbul’da, ikincisi 2014 yılında Malobo’da olmak üzere iki kez Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri düzenledik. Zirvenin üçüncüsünü 2019 yılında yine İstanbul’da tertip etmeyi planlıyoruz.

Kıta’daki kardeşlerimiz için büyük önem arz eden en az gelişmiş ülkeler konferanslarının dördüncüsüne ev sahipliği yaptık. Çölleşme ile mücadele sözleşmesi 12. Taraflar Konferansı ve tarihte ilk defa düzenlenen Dünya İnsani Zirvesi yine ülkemizde gerçekleştirildi. Bu zirveler öncesinde ve sonrasında tarımdan sağlığa, ticaretten üretime kadar farklı alanlarda birçok toplantının düzenlenmesini sağladık.

“Türkiye dünyada diplomatik ağ bakımından en büyük 6. ülke”

DEAŞ, El Şebap ve Boko Haram gibi terör örgütlerinin tehditlerinin arttığı bir dönemde farklı inançlardan farklı etnik ve kültürel kökenlerden dostlarımızın iştiraki ile yine ülkemizde zirveler, toplantılar icra ettik. Diplomatik misyonlarımızın sayılarının arttırılmasından askeri işbirliği anlaşmalarına öğrenci burslarından turizem ve kalkınma yardımlarına kadar oldukça geniş bir yelpazede işbirliğimizi derinleştirmeye çalıştık.

10-15 yıl önce sadece belli bölgelerde belli alanlarda görünür olan Türkiye bugün dünyanın en yaygın altıncı diplomatik ağına sahip ülkesi konumuna geldi. Bu çerçevede Kıta’da göreve geldiğimizde az önce de ifade ettiğim büyükelçilik sayısılarımızın artması inşallah Afrika’nın tamamında her ülkede büyükelçiliğimizin olacağının bir teminatıdır.

“Dünyanın en büyük diplomatik temsilciğini Somali’de açtık”

Dünyadaki en büyük diplomatik temsilciliğimizi bir Afrika ülkesi olan Somali’de açtık. Büyükelçiliklerimiz yanında TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları gibi kurumlarımızla Kıta’daki varlığımızı yaygınlaştırdık. Afrika Kıtası’nda ise 11 ülkede 12 müşavirliğimiz vardı şimdi ise 26 ülkede 37 müşavirliğimiz var. Mesela TİKA 21 koordinasyon ofisi ile tüm Kıta genelinde kalkınma yardımı faaliyetleri yürütüyor. Kıta’da kapasite geliştirerek gerekli altyapıyı inşa ederek ve istihdam üreterek özellikle gençlerin ve kadınların hayata ümitle bakabilmeleri için elimizden gelen tüm desteği veriyoruz.

“Afrika’dan 5 bin öğrenci burslu şekilde ülkemizde eğitim alıyor”

Türkiye burslarıyla 50’yi aşkın Afrika ülkesinden 5 bin öğrenci lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesinde ülkemizde eğitim alıyor. Türkiye Maarif Vakfımız, Yunus Emre Enstitümüz, Kızılayımız, AFAD’ımız Kıta’nın farklı bölgelerinde varlık gösteriyor. Sivil toplum kuruluşlarımız kimi zaman oldukça zor şartlar altında da olsa Kıta’daki kardeşlerimizin dertlerine derman olmak için gayret sarfediyor. Ülkemizin Afrika’daki doğrudan yatırımlarının bedeli 6,2 milyar doları geçti. Müteahhitlerimiz Kıta çapında 65 milyar dolar değerinde bin 150 proje üstlenmiş durumdalar.

Türk Eximbank, Afrika’daki ticari finansman ve altyapı projeleri için kredi desteği sağlıyor. Şimdiye kadar 46 Afrika ülkesi ile ticari ve ekonomik işbirliği anlaşması imzaladık ve karma ekonomik komisyon mekanizmaları oluşturduk. Ayrıca 28 ülke ile yatırımların karşılıklı teşviki ve korunması anlaşması 5 ülke ile serbest ticaret anlaşması, 12 ülke ile çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmasını imzaladık. 

Bu anlaşmaların büyük bir kısmı şu anda yürürlüğe girdi. Ayrıca dış ekonomik ilişkiler kurulumuz bünyesinde 43 Afrika ülkesiyle iş konseyleri tesis edildi. Kıta ile ticaretimiz 2003 yılındaki 3,7 milyar dolar seviyesinden 2017 yılında 20,6 milyar dolara yükseldi.

Sahraaltı Afrika ülkeleriyle 2003 yılında 1,17 milyar dolar olan ticaret hacmimiz ise 2017 yılında 7,1 milyar dolara ulaştı. Kıtada kapasite geliştirerek gerekli altyapıyı inşa ederek ve istihdam üreterek özellikle gençlerin ve kadınların hayata ümitle bakabilmeleri için elimizden gelen tüm desteği veriyoruz. 2011’den bu yana Somali’de hayata geçirdiğimiz projeler Afrika Kıtası’na yaklaşımımızı göstermesi açısından önemli bir örnektir.

Bu süreçte en büyük memnuniyet kaynağımız Afrikalı kardeşlerimizin ülkemizin bu çabalarına gönülden destek olmalarıdır. Türkiye’nin Afrika açılımı Kıta genelinde çok ciddi teveccüh görmüştür. Ülkemizin uzattığı dostluk eli Afrika ülkeleri tarafından asla havada bırakılmamıştır. Biz tüm Kıta satında diplomatik varlığımızı güçlendirirken Afrika ülkeleri de Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerin sayılarını 10’dan 33’e çıkardılar. Birleşmiş Milletler İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası platformlarda Türkiye’nin küresel barış ve adaletin tesisi için yürüttüğü haklı mücadeleye Afrikalı dostlarımız güçlü destek verdiler. 

İsrail yönetiminin Kudüs’e yönelik taciz, saldırı ve ihlalleri arttığında buna en büyük tepkiyi Türkiye ile baraber Afrika Kıtası’ndaki ülkeler gösterdi onun için sizlere ayrıca teşekkür ediyorum.

Dün Macaristan’daydım iki günlük bir seyahatim vardı. Macar dostlarımızın bize şöyle bir teklifi oldu Afrika’da Macar Eximbank’ı ile Türk Eximbankı’nın desteğinde Afrika’daki dostlarımızla yatırımlara girelim dediler. Biz de kendilerine aynı düşüncedeyiz birlikte Afrika’da yatırımlara girebiliriz dedik. 320 kadar işadamı ile yaptığımız toplantıda bunu orada da ayrıca vurguladık ve inşallah birlikte ayrıca Afrika’da ortak yatırımlara girme kararını da aramızda aldık.

“Afrika ülkeleri Filistin davasına sahip çıktı”

Bize her fırsatta demokrasi ve insan hakları karnesi düzenleyenler bizi en ufak hadiselerden dolayı acımasızca eleştirenler İsrail’in kameralar önünde işlediği cinayetlere sessiz kalırken Afrika ülkeleri Filistin halkına ve Filistin davasına sahip çıktılar.

Afrika Birliği gibi bölgesel platformlar özellikle Kıta genelinde demokrasinin, istikrarın ve güvenliğin korunması hususunda ciddi çaba sarf ediyor. Pek çok ülke darbecileri bağrına basarken Afrika Birliği tavrını hep demokrasiden ve hukuktan yana koydu. Afrika Birliği batı Afrika’da iktidarın demokratik yollarla değişiminde öncü rol oynadı. Afrikalı kardeşlerimiz aynı insani ve ahlaki tavrı düzensiz göç meselesinde de sergiledi.

“Savaşların yükünü az gelişmiş ülkeler çekiyor”

Zengin batılı devletler kapılarına sığınan mültecileri ölüme, açlığa ve yokluğa mahkum ederken imkanları yok denecek kadar kısıtlı pek çok Afrika ülkesi milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapıyor. Sanılanın aksine dünyada savaşların çatışmaların ve göçlerin yükünü gelişmiş batılı devletler değil az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler çekiyor.

Tıpkı 7 yıldır 3,5 milyon Suriyeliyi bağrına basan Türk milleti gibi Afrika halkları da paylaşmanın maddi imkandan ziyade bir iman bir anlayış bir yürek meseli olduğunu tüm dünyaya göstermişlerdir.

“Küreselleşme yanında standartlaşmayı da getiriyor”

Sınırların mesafelerin anlamını yitirdiği bir dönemden geçiyoruz. Bu süreç adeta bir girdap gibi tüm ülkeleri tüm milletleri içine alıyor. Küreselleşmeyi kültürel, sosyal ve bireysel olarak hayatımızın her alanında menfi veya müspet ama bir şekilde hissediyoruz. Küreselleşme beraberinde standartlaşmayı da getiriyor. Ancak küreselleşme olgusunu kimi batılı ülkeler ve küresel şirketler tek tipleşme olarak algılıyor. Tek bir reçetenin tek bir gelişme kalkınma modelinin tek bir yönetim sisteminin kimi zaman tek bir mutfağın, kıyafetin, güzellik anlayışının diğer ülkelere dayatıldığını görüyoruz. Yerel farklılıklar ve bölgesel dinamikler genellikle nazarı dikkate alınmıyor.

“Farklılıklar ortadan kaldırılması gereken bir tehdit olarak görülüyor”

Her toplumun kendine ait hassasiyetlerine değerlerine tarih ve kültürel özelliklerine yeterince kıymet verilmiyor. Hatta bu farklılıklar kimi zaman ortadan kaldırılması gereken bir tehdit bir engel olarak görülüyor. Örneğin, ekonominizi büyütmek istiyorsunuz bu anlayışa göre tek çıkar yol egemenliğinizden taviz vererek alacağınız krediler ve onlara bağlı yönetim haritalarıdır. Milletinizi enflasyon yükünden kurtarmak istiyorsunuz yine bu zihniyete göre uygulamanız gereken hazır reçeteler vardır. İstihdamı artırmak, sanayinizi güçlendirmek, tarımda ticarette, turizim ve madencilikte kendi imkanlarınızı harekete geçirmek isterseniz karşınızda hep belli kalıplar belli sınırlar çıkar. Bu çevreler bilhassa savunma sanayii ilaç, uzay teknolojisi ve bilişim gibi stratejik alanlarda tüketici konumundan üretici konumuna geçmenizi asla istemezler. 

Yıllar yılı bunu yaptılar hala bunun anlayışı içerisindeler. Bunlar hiçbir zaman biz kazanıyoruz Afrikalı dostlarımız da kazansın demediler. Enerji maliyetlerinizi düşürmek için nükleer güç santrali gibi kendilerinin yıllardır kullandığı bir teknolojiye sahip olmanızı hiç arzu etmediler etmezler. Sosyal ve siyasal alanda ise tek tip bir insan hakları tanımına özgürlük, demokrasi anlayışını tabii olmanızı şart koşarlar. Biz ne diyorsak öyle olacaksınız derler. Yine bunlara göre küresel sistemde yer almanın tek yolu tüm dünyanın kaderinin 5 ülkenin iki dudağı arasına hapsedildiği mevcut düzeni kayıtsız şartsız kabul etmenizdir.

“Ruanda’ya gelenler orada katliam yapanlar, kendilerine sorarsanız dünyanın en modern ülkeleri”

Adaletsizlikleri, zulümleri, güvenlik ve istikrarı sağlamakla mükellef yapıların işlevsizliklerini dile getirmenizden ise hiç hoşlanmazlar. Şüphesiz bu baskılardan tek tipçi bu dayatmalardan birçok devlet nasibini alıyor. Bilhassa Afrika ülkeleri asla hak etmedikleri bir muamele ile karşı karşıya bırakılıyorlar. Afrikalı kardeşlerimiz Ruanda’da on binler yüzbinler öldürülmedi mi? Peki bunun hesabını soran var mı? Yok, onlara sorarsanız Ruanda’ya gelenler Ruanda’daki bu katliamı yapanlar dünyanın en modern en medeni ülkeleri. Somali’de Orta Afrika Cumhuriyeti’nde olduğu gibi sistemden kaynaklanan sıkıntının bedelini çok ağır ve acı bir şekilde ödemeye mahkum edilmediler mi? Çekilen bunca acıya rağmen bu kardeşlerimize kendi kaderleri kendi gelecekleri ile ilgili söz söyleme hakkı var mı? Benzer bir durum az önce söyledim yeraltı zenginlikleri ile alakalı devam ediyor. Özellikle tarım alanlarının ve yeraltı kaynaklarının kullanımı konusunda çok ciddi bir adaletsizlik söz konusudur. Bunu birlikte gidermemiz lazım.

“Gelin neyimiz varsa birlikte üretip paylaşalım”

Verelim el ele atalım ortak adımları ve böylece kazan-kazan anlayışını ülkelerimize hakim kılalım. Neyimiz var neyimiz yoksa bunu birlikte üretelim paylaşalım. Çoğu ülkede ekonomide sömürge döneminden kalan çarpıklıkların giderilmesine müsaade edilmemektedir. Açık söylüyorum bunun adı Neo Kolonyalizmdir bu klasik sömürgecilik düzeninin modern dönemdeki uygulamasından başka birşey değildir.

“Biz bugünlere kirli pazarlıklarla değil bedel ödeyerek geldik”

Hem Türkiye’nin hem de bugün burada bulunan birçok Afrika ülkesinin tarihi işte bu zulüm düzenine karşı ortaya konulmuş düzenlemelerle doludur. Türkler ve Afrikalılar hürriyetlerini belli güçlerin lütfuyla değil ecdatlarının ve evlatlarının canıyla kanıyla kazanmışlardır. Biz bugünlere kirli pazarlıklarla değil bedel ödeyerek geldik. Hürriyetimizi birileri bize altın tepside sunmadı. Bilakis biz dişimiz tırnağımızla kazandık. Bilakis biz dişimizle tırnağımızla kazanırken geleceğimizi de yine onunla inşaa ettik. Yenilmez denilen güçleri yenerek, bükülmez denilen bilekleri bükerek, kazanılması imkansız görülen nice mücadeleyi zafere taşıyarak özgürlüğümüze yürüdük.

“Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı”

Biz, dönem siyasi bağımsızlığımız için verdiğimiz mücadeleyi şimdi ekonomik bağımsızlığımız için veriyoruz. Savunma Sanayii alanında önemli başarılara imza attık. 15 yıl önce yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığımızı hamdolsun bugün yarı yarıya indirdik. Silahlı insansız hava araçları gibi pek çok modern silahı kendimiz artık üretir hale geldik.

Bir zamanlar stratejik ortaklarımızdan biz kalkıpta silahsız hava aracı istediğimiz zaman bize verdikleri cevap kongre müsaade etmiyor. Silahlı insansız hava aracını istediğimiz zaman kongre müsaade etmiyor. Fakat kötü komşular bizi ev sahibi yaptı. Şimdi biz bunu üretiyoruz.

“Gelin yerli milli parayla işbirliği yapalım”

Enerjide aynı şekilde dışa bağımlılığımızı düşürmek için nükleer güç santralleri dahil farklı kaynakları şimdi biz devreye alıyoruz. Pazar çeşitliliğimizi sadece üretip satmak yerine uzun vadeli ortaklıklara gitmeye çalışıyoruz. Türkiye olarak ülkemizi bilhassa da ticaretimizi döviz kurunun getirdiği risklerden kurtarmak istiyoruz. Artık tüm Afrikalı dostlarıma kardeşlerime söylüyorum yerli para milli parayla gelin ortak iş yapalım diyorum.

Ülkelerimizi kur baskısından kurtaralım diyorum. Bu adımı atmak durumundayız son haftalarda yaşadığımız spekülatif saldırılar sonrasında bu meseleyi öncelikle gündemimize aldık. Rusya, Çin, İran gibi ülkelerle bir süredir yürüttüğümüz müzakerelerde belli oranlarda mesafe kaydettik. Süreç içerisinde bu noktada çok daha önemli başarılar elde edeceğimize inanıyorum. Sadece ana ticaret ortaklarımızla değil Afrikalı dostlarımız dahil tüm ülkelerle milli paralar üzerinden ticareti geliştirmeye biz hazırız.  

Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nun uzun soluklu bir beraberliğin dönüm noktalarından biri olmasını diliyorum. Katkılarınız fikirleriniz ve emekleriniz için şimdiden teşekkür ediyorum. Forum’un ülkelerimiz ve iş dünyamız açısından hayırlara vesile olmasını diliyorum. Toplantılardan arta kalan vakitlerinizde mutlaka bu güzel İstanbulumuzu gezmenizi görmenizi tavsiye ederim. Sizlere en derin sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

Kaynak: TRT Haber 

Yorum Yapin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.