Çok Kültürlü Televizyon

Başbakan Yıldırım: Türkiye fedakarlık göstermeseydi Avrupa yaşanamaz hale gelirdi

57.495

Başbakan Binali Yıldırım, İspanya’da Nueva Economia Forumu’nda konuştu. “İspanya ile Türkiye arasında hiçbir sorun yok. İspanya Türkiye’yi birlik içinde en iyi anlayan ülke. İspanya da Türkiye gibi terörden çok çekti”diyen Yıldırım’ın konuşmasının satrı başları şöyle: Son zamanlarda İspanya’nın yaşadığı olaylarda Türkiye çok açık net bir tutum göstermiştir. Ülkemizde de bölücü faaliyetler var. Biz AB ile bir anlaşma yaptık. Mültecilerin geçişini önleyelim buna karşılık 3.5 milyon mülteci ülkemizde, bunlara barınak, aş, sağlık hizmeti, eğitim hizmeti sağlıyoruz buna biraz katkı yapın. AB ile Türkiye arasındaki üyelik müzakerelerine de yeni bir adım atıp vize muafiyeti sağlansın, gümrük birliği güncellensin. Anlaştık, el sıkıştık. Her şeyi yaptık. Günlük göçmen geçişi 50’nin altına indi. Birlikten beklediğimiz cevabı alamadık, bir kez daha hayal kırıklığına uğradık.Daha önce de benzer durum Kıbrıs Rum kesiminin AB’ye üye olmasında yaşandı. Bunların ekonomi ile ne alakası vardır diye düşünebilirsiniz. Sadece hafızanızı tazelemek için söylüyorum

 

TÜRKİYE AVRUPALIDIR

Türkiye Avrupa mı Asyalı mı tartışmasının hiçbir anlamı yoktur. Asırlardır Türkiye Avrupalı’dır. Jeopolitik olarak özel bir konumdadır. İspanya ile biz Akdeniz’in iki ucunu tutmuş iki ülkeyiz. İspanya ile iyi anlaşmamızın sebeplerinden biri de Akdeniz kültürünü ve ikliminin verdiği ortak özelliktir. Bizim amacımız bütün Avrupa ülkeleriyle ilişkileri daha da geliştirmektir. Geçen sene ticaretimiz yüzde 19 arttı. Bu artış her iki ülkenin kazanacağı yönde bir artış oldu. Dengeli bir artış oldu, kazan kazan esasına göre gelişen bir artış. İspanyol yatırımcılar Türkiye’ye güveniyor ve yatırımlarına devam ediyor. Tüm alanlarda ciddi yatırım yapan 600’den fazla ffirma 10 milyar dolarlık yatırım yapmıştır. 

Türkiye’ye yatırım yapmak 3.5 saat ile 60 ülkeye, 1.5 milyar nüfusa erişmek anlamına geliyor ve yıllık 30 trilyon dolarlık GSH’nın döndüğü coğrafyaya erişme anlamına geliyor.

“4 BİN 500 YABANCI SAVAŞÇIYI YAKALADIK”

İstiyoruz ki Akdeniz, her gün yüzlerce çocuğun, insanın hayatının söndüğü bir deniz olmasın; refahın, barışın, dostluğun denizi  olsun. Bunun için İspanya ve Türkiye’ye çok büyük sorumluluk düşüyor. Biz bölgeye gitmek isteyen, Suriye Irak bölgesine gitmek isteyen 60 bin yabancı savaşçıyı sınırlardan geri döndürdük. Bunlar Batı ülkelerinden geliyor. Ne kadar büyük bir tehdit ile karşı karşıya kaldığımızı düşünün. 4.500 yabancı savaşçıyı yakaladık ve cezaevine koyduk. 3 bin 800 tane DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. 160 bin Suriyeli döndü, yerleşti, çocuklar okula başladı, hayatlar normale döndü, terörden eser yok! Afrin’de de 350 bin tane Arap, Türkmen zorla baskı ile malları ellerinden alınarak terör örgütü tarafından zulm edildi. Türkiye’ye geldiler. Bununla da kalmadılar sınırlarımıza büyük tüneller kazarak bugüne kadar 740 tane roket attılar. İki sınır ilimizde 71 sivil hayatını kaybetti sonra biz Afrin’e terör operasyonu düzenlediğimiz zaman bazı dostlarımız bundan rahatsız oluyor.

 

“30 MİLYAR DOLAR BÜTÇEMİZDEN HARCADIK”

İspanya medeniyetlerin buluştuğu yer. Hristiyan, Katolik, Müslüman… Herkes asırlarca beraber yaşamış. İspanya’da hoşgörü var, aşırıcılık yok, radikal akımlar daha zayıf ama bazı Avrupa ülkelerinde müthiş bir tehdit var. Değerli dostlar konumuz ekonomi, tek başına konuşursak anlamlı olmaz. Bizim yapmamız gereken önce ülkemizde gelişmişlik farklarını asgariye indirmek daha sonra bölgemizde ateşi söndürmek ve o insanların orada kalmasını sağlamak. 65 milyon mülteci var. BM 194 ülke var, 20’nci büyük ülke mülteciler ülkesi. Bu sorunlara kulağımızı tıkayamayız. Sorunun kaynağına inmek, bölgede güç gösterisi yapmak yerine iş birliği yaparak sorunları çözmek…3.5 milyon mülteciye biz 8 yıldır kucak açıyoruz. 30 milyar dolar bütçemizden harcadık. Bunu seve seve yaptık. 3 milyon euro söz verildi, ikinci 3 milyon euro da verilecek denildi daha 3’te birini alamadık üzerinden 3 sene geçmesine rağmen. 

 

SURİYE’DEKİ SORUNUN SEBEBİ BİZ DEĞİLİZ

Sınırlarımızdaki duvarları, girişleri, çıkışları  daha da sıkılaştırarak sorunu çözemeyiz. Suriye’deki sorunun sebebi de biz  değiliz, başlatanı da biz değiliz ama sonuçlarını yaşayan, bedelini ödeyen  biziz.
 

Yorum Yapin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.