Çok Kültürlü Televizyon

Avrupalı ırkçılara Ja, AK Parti’lilere Nein

8

ALMANYA’da basın özgürdür.

Bunlar Anayasal haktır.
Türkiye’de bu alanlarda yaşanan eksiklikleri herkes gibi Alman politikacıların da Alman medyasının da eleştirme hakkı vardır.
Buna kimsenin itirazı yoktur.

***
Türkiye’nin Başbakanı Binali Yıldırım’ın Oberhausen’de düzenlenen bir etkinliğe katılıp, Türkiye’de 16 Nisan’da yapılacak referanduma destek istemesi Almanya’da tepkiyle karşılandı.
Özellikle Sol Parti, Yeşiller ve Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU), Türkiye’nin iç politikasının Almanya’ya taşındığını ileri sürerek buna karşı çıktılar.
Ama yasal bir engel olmadığı için Başbakan Yıldırım konuşmasını yaptı ve gitti.
Başbakan Yıldırım’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da referandumla ilgili olarak Avrupa’nın herhangi bir kentinde düzenlenecek bir etkinliğe katılabileceğini söylemesi üzerine, Almanya’da hem politikacılar hem de Alman medyası adeta kıyameti kopardı.
Sol Parti ve Yeşiller’den bazı parlamenterler, “Erdoğan’ın Almanya’ya seyahat etmesine izin verilmemeli” diye yollara düştü.
2013 yılında yapılan genel seçimlerde yüzde 5 barajını aşamayan Hür Demokrat Partili (FDP) bazı politikacılar da öyle.
Hıristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) bazı politikacılar da.
Hatta Türkiye’den gelecek başka bakan ve politikacılara da yasak uygulanmasını istediler.

***
Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Başbakan adayı Martin Schulz da “Şayet Erdoğan Devlet Başkanı olarak Almanya’ya gelmek istiyorsa her zaman hoş geldi ama partisi AKP adına seçim kampanyası için değil” diyerek, Erdoğan’ın Almanya’da düzenlenecek bir etkinliğe katılmasına karşı olduğunu ilan etti.
“Başbakan Yıldırım’ın etkinliğe katılmasını engellemek için yasal bir olanak yok” diyen Kuzey Ren Vestfalya (NRW) Eyaleti İçişleri Bakanı Ralf Jaeger bile hemen ağız değiştirdi.
NRW’li Bakan, “Bu tür katılımların yalnız NRW’de değil, Almanya’nın her yerinde mümkün olmamasını gerçekleştirmek Federal Hükümetin görevidir” diyerek, topu Başbakan Angela Merkel’e attı.
Ama daha birkaç gün önce “Yasalar engellemeye imkan vermiyor” dilen Ralf Jaeger, bile bile Başbakan Merkel’i yasaları delmeye, yani suç işlemeye davet etti.

***
Bu tartışmalar devam ederken Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Baden-Württemberg Eyaleti’ne bağlı Gaggenau kentinde düzenlenecek bir etkinliği belediyenin iptal ettiği haberi geldi.
Yani Türk kökenlilerin Almanya’da toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü devre dışı bırakıldı.
Acaba bu durumu Erdoğan’ı Türkiye’de düşünceyi ifade ve basın özgürlüğünü devre dışı bırakmakla suçlayan Alman dostlar nasıl açıklayacaklardır?
Evet, daha birkaç hafta önce Almanya’nın göbeğindeki Koblenz kentinde Avrupalı ırkçı liderlerin bir araya gelip boy göstermesine, apaçık ırkçılık, Avrupa Birliği (AB) ve İslam düşmanlığı yapmalarına sessiz kalan Alman politikacıları da Alman medyasını da anlamak kolay değil.

***
Sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) lideri Frauke Petry, Fransa’daki aşırı sağcı Ulusal Cephe (FN) lideri Marine Le Pen, Hollanda Özgürlük Partisi’nin ( (PVV) ırkçı, İslam ve Kuran düşmanı lideri Geert Wilders, İtalya’daki aşırı sağcı Kuzey Ligi’nin Genel Sekreteri Battio Salvini, Koblenz’deki kapalı salon Rhein-Main Halle’de saatlerce kin kustular.
Ama bu ırkçıların birlikte boy göstermelerinin engellenmesi için “Almanya’ya gelmelerine izin verilmesin!” diyen bir politikacı çıkmadı.
Alman medyasından da bu yönde ses çıkmadı.
Evet, belli ki, Avrupalı ırkçılara “Ja” (evet), AK Parti’lilere “Nein” hayır).
İşte bu yüzden yine yazıyorum.
Şu Bizim Almanları anlamak kolay değil.
Hem de hiç kolay değil.
Hatta zor.
Zaman zaman ise imkansız…

Yorum Yapin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.