Çok Kültürlü Televizyon

Türkiye, Ankara Anlaşmasıyla bakın Kuzey Irak’a neler yapabiliyor!.

1

Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin gayrimeşru referanduma tarihi Türkmen şehirleri Kerkük ve Musul’u da katması tansiyonu iyece yükseltti.

Bölgesel Kürt Yönetiminin bu kararının altında Kerkük’ün zengin doğal kaynakları yatıyor.

Kerkük, 8.7 milyar varil petrol rezerviyle ülkenin adeta kalbi konumunda. Irak’ın mevcut petrol üretiminin yüzde 40’ı Kerkük’ten sağlanıyor.

Asırlardır Türkmen şehri olarak bilinen Kerkük’te, önce 1950’lilerde Araplaştırma, ardından 2003 yılından itibaren Kürtleştirme politikalarıyla Türkmen etkisi azaltılmaya çalışıldı.

Ana unsurunu Türkmenlerin oluşturduğu Kerkük nüfusu, 2003’te 800 bin iken ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Kuzey Irak’tan kaydırılan 500 bin Kürt ile 1.4 milyona çıktı.

Göçlerden önce Irak hükümetinin 1957 yılından itibaren yaptığı nüfus sayımlarına göre ise eyalette Kürtler ve Araplar yoğunlukta olsa da kent merkezinin yüzde 37.6’sını Türkmenler, yüzde 33.3’ünü Kürtler ve yüzde 22.5’ini de Araplar oluşturuyordu.

Irak anayasasının 140. maddesine göre Erbil ve Süleymaniye gibi şehirleri de içeren 40 bin kilometre karelik alan bugün Irak Bölgesel Kürt Yönetimine bağlı.

‘Bir bölgeye bağlı olmayan vilayet’ olarak tanımlanan Kerkük ve Musul gibi şehirlerin statüsünün belirlenmesi ise daha sonraya bırakıldı.

Devreye giren Birleşmiş Milletler heyeti, Kerkük’ün Bölgesel Kürt Yönetiminden bağımsız ama tıpkı Irak’taki Kürt bölgesi gibi kendi kendini yöneten federatif yapıyla yönetilmesini önerdi.
Birleşmiş Milletler raporunda Kerkük, ‘Irak’taki tüm sorunların anası’ olarak tanımlandı.

Son yıllarda savaş ortamında göç edenlerin geldikleri bölgelere dönmesinin ardından Kerkük’te sayım ve referandum yapılması öngörülmüştü. ancak tam tersine bölge yeni göçlerle Kürtleştirilmeye çalışıldı.

Amerika Birleşik Devletlerinin Irak’ı işgalinin ardından Kerkük’ün tapu ve nüfus kayıtları yakılarak yok edildi.

DEAŞ’la mücadele adı altında Bölgesel Kürt Yönetimine bağlı peşmergenin kontrolüne geçti.
Kerkük’te, 14 Mart 2017’de Irak bayrağının yanı sıra bölgesel Kürt yönetimi bayrağı da asıldı ve son olarak tek taraflı referanduma zorla dahil edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kerkük, Kürtlerindir’ safsatasına Türkiye olarak asla uymuyoruz. Kerkük, orada yaşayan Türkmen’iyle Arap’ıyla Kürt’ü varsa Kürt’ü de hepsinindir. ‘Bizimdir’ diyerek, böyle bir iddianın içerisine girmeyin. Onun bedeli de ağır olur” diyerek tepkisini gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölgede Türkiye’nin tarihsel haklarına gönderme yaparak ‘belgelerle konuşacağız’ açıklamasında bulundu.
Erdoğan’ın açıklaması bu belgelerin devlet arşivlerindeki kişi ve vakıflara ait tapularla,

Ankara Antlaşması’ndan kaynaklanan haklara işaret ediyor.

Ankara Antlaşması, 1926 yılında Türkiye ile Irak arasında yapıldı.

Bölgesel Kürt Yönetimi’nin gayrimeşru referandumu sonrasında Türkiye-Irak sınırında yeni bir devletin ortaya çıkması durumunda, bu antlaşma ortadan kalkacak.

Türkiye’nin bu durumu nasıl yorumlayacağı ise son zamanlarda çokça tartışılan bir konu.

Son Milli Güvenlik Kurulu bildirisinde şu kritik ifade yer aldı.

“Tüm ikazlarımıza rağmen bu referandumun yapılması halinde Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutar.”

TÜRKİYE’NİN ANKARA ANTLAŞMASINDAN DOĞAN ULUSLARARASI HAKLARI

Peki MGK bildirisinde özellikle altı kuvvetle çizilen bu uluslararası anlaşmalardan doğan hakkı neydi? İşte bu kararın ardından gözler Türkiye ve Irak arasındaki sınırların ve Musul sorununun çözümünün de garanti altına alındığı Ankara Anlaşması’na çevrildi. Bu anlaşmanın ilk maddesine göre Türkiye ile Irak sınırı, geçici olarak Birleşmiş Milletlerin (Yani o zamanki Milletler Cemiyeti) 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırıldığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) kesinleşmiş oldu.

Aynı anlaşmanın beşinci maddesinde ise tarafların her birinin 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeyi amaçlayan her türlü teşebbüsten sakınmayı garanti ediyor. Anlaşmanın 12. maddesin de tarafların sınır bölgesinde diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceği anlaşma altına alınıyor.

Bu maddelerden yola çıkarak Türkiye’nin Ankara Anlaşmasından doğan hakları içerisinde Türkiye ve Irak’ın sınır çizgisini bozacak olan her türlü girişime karşı Türkiye’nin önce Irak’tan önlem almasını bekleme, ardından da kendi önlemlerini alma hakkı olduğu değerlendiriliyor.

Türkiye’nin, sınırlarına sıçrayabilecek çatışmalara karşı Ankara Anlaşması’nda da açıkça ifade edilen tedbirleri ve 75 km derinlikte askeri harekat sahası ihtimali bulunduğu da dile getiriliyor. Ankara Anlaşması gereği sınırlardaki muhtemel değişiklik ve Irak hükümetinin verdiği toprak bütünlüğü vaadini karşılamamasının da 1926’da yapılan sınır anlaşmasının yeniden değerlendirmesinin yolunu açabileceğine dikkat çekiliyor.

ANKARA ANTLAŞMASI MADDELERİ

Madde 1: Türkiye ile Irak arasındaki hudut Cemiyet-i Akvam’ın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırıldığı şekilde (Brüksel Sınır Çizgisi) kesinleşmiştir.

Madde 2: Son fıkrası saklı kalmak üzere 1. maddede tespit edilmiş hudut bu antlaşmaya bağlı 1/250.000 ölçekli harita üzerinde gösterilmiştir. Metin ile harita arasında aykırılık vukuunda metin geçerli olacaktır.

Madde 3: 1. maddede tasrih edilen hudut hattını arazi üzerinde belirlemek üzere bir “Hudut Komisyonu” kurulacak, bu komisyon Türkiye Hükûmetince tayin olunacak iki yetkili ve İngiltere ile Irak hükümetleri tarafından beraberce tayin edilecek iki temsilci ile uygun gördüğü takdirde İsviçre Cumhurbaşkanınca İsviçre vatandaşları arasından seçilecek bir başkandan oluşacaktır. Komisyon en kısa sürede ve en geç bu antlaşmanın yürürlüğe konulmasından başlayarak altı ay içinde toplanacak ve çoğunluğun alacağı karara bütün tarafların uyması mecburî olacaktır.

Tahdid-i Hudut Komisyonu her durumda bu antlaşmadaki tarifleri pek yakından takibe gayret edecek, komisyonun masrafları Türkiye ile Irak arasında eşit olarak taksim olunacaktır. İlgili devletler komisyonun vazifesini yapabilmesi için gerekli yerleşme, işçi, malzeme ile ilgili bütün mevzularda gerek doğrudan doğruya gerekse mahallî makamlar eliyle yardım etmeyi taahhüt ederler.

Söz konusu devletler bundan başka komisyonca konulacak nirengi noktalarına, hudut işaretlerine kazık ve alâmetlere riayet etmeyi taahhüt ederler.

Hudut işaretleri birinden diğeri görülebilecek surette yerleştirilecek ve üzerlerine numara konulacaktır. Bunların mevkileri ile numaraları bir harita üzerinde gösterilecektir.

Hudut belirleme kesin zabıtnamesi.; ve buna ekli harita ve vesikalar üç nüsha olarak tanzim edilecek ve bunlardan ikisi hemhudut devletlerin hükümetlerine ve üçüncüsü, aslına uygun tastiklenmiş suretleri Lozan Anlaşması’na imza koyan devletlere tebliğ edilmek üzere, Fransa Hükümeti’ne verilecektir.

Madde 4: 1. madde mucibince Irak’a terkedilen arazideki ahâlînin tabiiyyeti Lozan Anlaşması’nın 30-36. maddelerine dayanılarak halledilecektir.

Taraflar Lozan Anlaşması’nın 31, 32 ve 34. maddelerinde kayıtlı, seçme hakkının bu antlaşmanın yürürlüğe konulduğu tarihten başlayarak on iki ay müddetle geçerli olabileceğini kararlaştırmışlardır.

Bununla beraber Türkiye, ahâlîden seçme haklarını Türkiye uyruğu için kullananların işbu haklarını tanımak hususunda hareket serbestisini muhafaza eder.

Madde 5: Taraflardan her biri 1. maddede belirlenen sınır hattının kesin ve bozulmaz olduğunu kabul ederek bunu değiştirmeye matuf her türlü teşebbüsten sakınmayı taahhüd eder.

Türkiye ile Irak Arasındaki İyi Komşuluk Münasebetleri

Madde 6: Taraflar bir veya birkaç silahlı kişinin sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkiyalık yapmak maksadıyla girişecekleri hazırlıklara, sahip oldukları bütün vasıtalarla karşı koymayı ve bunların sınırdan geçmelerine mani olmayı karşılıklı olarak taahhüd ederler.

Madde 7: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar sınır mıntıkasında yağmacılık veya eşkiyalık yapmak için bir veya birkaç silahlı kişinin hazırlıklarda bulunduklarını haber aldıklarında ihmal etmeden birbirlerini haberdar edeceklerdir.

Madde 8: 11. maddede zikredilen yetkili memurlar, bulundukları yerlerde yapılmış olabilecek bütün yağmacılık ve haydutluk fiillerinden karşılıklı olarak birbirlerine haber vereceklerdir.

Haberdar edilecek memurlar ellerindeki bütün vasıtalarla söz konusu fiillerin fâillerinin sınırdan geçmelerine mani olmaya gayret edeceklerdir.

Madde 9: Silahlı bir veya birkaç kişi sınır mıntıkasında bir cinayet veya cürüm işledikten sonra diğer sınır mıntıkasına ilticâ ederse oranın, bu kişileri silahları ve yağma ettikleri eşya ile birlikte, uyruğu bulunduğu tarafa teslim etmesi mecburîdir.

Madde 10: Antlaşmanın işbu faslının tatbik mıntıkası Türkiye’yi Irak’dan ayıran bütün sınır ile bu sınırın iki yanında 75 km. derinliğinde bulunan mıntıkadır.

Madde 11: Antlaşmanın işbu faslını tatbik etmekle görevli yetkili memurlar şunlardır: Umumî işbirliğini tanzim ve alınacak tedbirlerin mesuliyeti kendilerinde olmak üzere; Türkiye tarafından askerî sınır kumandanı, Irak tarafından Musul ve Erbil mutasarrıfları; mahallî bilgilerin ve acil tebligatın teatisi için Türkiye tarafından vâlilerin uygun görmesi ile tayin edilecek memurlar; Irak tarafından Zaho, İmâdiye, Zibar ve Revanduz kaymakamlarıdır.

Türkiye ve Irak hükümetleri gerek on üçüncü maddede zikrolunan Dâimi Hudut Komisyonu marifetiyle ve gerek siyasî yolla birbirini haberdar ederek, idarî sebeplerden dolayı yetkili memurların listesini değiştirebileceklerdir.

Madde 12: Türkiye ile Irak memurları diğer taraf uyruğundan olup, kendi toprakları üzerinde bulunan aşiret beyleri, şeyh veya öteki azaları ile resmî veya siyasî mahiyete sahip her türlü haberleşmeden kaçınacaklardır. Taraflar sınır mıntıkasında diğer devlet aleyhine yönelmiş hiçbir propaganda teşkilâtına ve topluluğuna izin vermeyeceklerdir.

Madde 13: Antlaşmanın bu faslının hükümlerinin icrasını kolaylaştırmak ve genellikle sınır üzerinde iyi komşuluk münasebetlerini sürdürmek üzere zaman zaman Türkiye ve Irak hükümetleri tarafından karşılıklı olarak tayin edilecek, eşit sayıda memurlardan mürekkeb bir “Dâimî Hudûd Komisyonu” kurulacak ve en az altı ayda bir kere ve durum gerektirdiği takdirde daha sık olarak toplanacaktır. Sıra ile Türkiye ve Irak’da toplanacak olan bu komisyon, antlaşmanın bu faslının hükümlerinin icrasına müteallik işleri ve ilgili sınır mıntıka memurları arasında anlaşmazlığa sebebiyet veren, diğer her türlü sınır meselelerini dostça çözmek vazifesiyle mükellef olacaktır. Komisyon bu antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihi takib eden iki ay zarfında ilk olarak Zaho’da toplanacaktır.

Genel Hükümler

Madde 14: Her iki ülke arasında ortak çıkarlar sahasını genişletmek maksadıyla, Irak Hükûmeti bu antlaşmanın yürürlüğe konulması gününden itibaren 25 sene müddetle, 14 Mart 1925 tarihli İmtiyaz Mukavelenamesi’nin 30. maddesi mucebince “Turkish Petroleum Kumpanyası”ndan, petrol ihraç edebilecek olan şirketlerden veya şahıslardan, teşkil edilecek olan muavin şirketlerden sağlanan gelirlerin %10’unu Türkiye Hükümeti’ne ödeyecektir.

Madde 15: Türkiye ve Irak, dost devletler arasında geçerli bir “suçluların iadesi” Anlaşması yapmak üzere açık müzakerelere girişmeğe karar vermişlerdir.

Madde 16: Irak Hükümeti kendi ülkesinde ikamet eden şahısları bu antlaşmanın imzasına kadar Türkiye lehindeki düşünce ve siyasî hareketlerinden dolayı tedirgin etmemeği ve onlara en geniş manada bir genel af tanımayı taahhüd eder.

Bu konuda verilmiş mahkeme kararlarının hepsi geçersiz kabul edilecek ve sürdürülmekde olan bütün kovuşturmalar durdurulacaktır.

Madde 17: Bu antlaşma tasdiknamelerin teatisinden itibaren yürürlüğe girecektir. Antlaşmanın ikinci faslı antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on sene müddetle yürürlükte kalacaktır.

Antlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonunda taraflardan her biri söz konusu faslı kendi açısından feshetmek hakkına sahip olacaktır. Keyfiyet, feshin bildirildiği tarihten itibaren bir sene sonra geçerli olacaktır.

Madde 18: Bu antlaşma taraflarca tasdik edilecek ve tasdiknameler süratle Ankara’da teati edilecektir. Antlaşmanın tasdiklenmiş suretleri Lozan Anlaşması’nı imza eden devletlere gönderilecektir.

Ek: Bu fasıl Türkiye ile Irak arasında sınır hattının Cemiyet-i Akvam’ın 29 Ekim 1924 tarihli toplantısında kararlaştırılmış güzergâha göre tespit olunan kesin şeklini açıklamaktadır.

ANKARA ANTLAŞMASI ORİJİNAL METNİ

Cevap bırakın