Çok Kültürlü Televizyon

‘Suriye’de güvenli bölge olsaydı zulümler olmayacaktı’

6

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, bir televizyon kanalına telefonla konuk olarak, Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.

Amanpour’un, Türkiye dahil birçok ülkenin, ABD’nin askeri hamlesine destek verdiklerini ifade ettiğini belirterek, “Hava saldırısına ‘olumlu bir tepki’ dediniz. Sizce buradan sonra süreç nereye gidecek? Sizce bu adım, rejimi gelecekte kimyasal silahlar kullanmaktan vazgeçirecek mi?” sorusu üzerine Kalın, “Ümidimiz bu yönde. Zaten dün gece Humus bölgesindeki Şayrat Hava Üssü’ne yapılan hava saldırısını bu sebeple destekledik.” diye konuştu.

Suriye rejimi Guta’da benzer bir saldırı gerçekleştirdiğinde ABD yönetiminin o dönemde eski Başkan Barack Obama’nın ifadesiyle “kırmızı çizgi”nin aşılmasına izin verdiğini dile getiren Kalın, şöyle devam etti:

“Tabii o dönemden sonra Esed rejimi bu savaş suçlarını hem kimyasal hem de konvansiyonel silahlarla işlemeye devam etti. Bu nedenle Başkan Trump, dün gece Esed rejimine misilleme yaparak bundan sonra kimyasal saldırıların cezasız kalmayacağını ortaya koymuş oldu. Ancak tabii savaşın sona erdirilmesi ve Esed rejiminin başka suçlar işlemesini engellemek için atılması gereken başka adımlar var.”

“Cenevre ve Astana süreçleri devam ediyor”

“Peki siz, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık buradan sonra ne yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Çünkü şimdi birçok Avrupa ülkesinin ‘Suriye’nin Esed ile bir geleceği olamaz’ sloganını tekrarladıklarını duyuyoruz. Sizce toptan bir strateji değişikliği olacak mı? Sizce bu süreç nereye gidiyor?” sorusuna karşılık Kalın, şu anda Cenevre ve Astana olmak üzere iki sürecin devam ettiğini hatırlattı.

Bu süreçlerin ortak hedefinin siyasi çözüm sürecini başlatmak ve sonuca ulaştırmak olduğunun altını çizen Kalın, şöyle konuştu:

“Genel anlayış, Esed’in bu siyasi çözüm sürecinin sonunda görevde kalmayacağı. Bunun tam olarak nasıl yapılacağının belirlenmesi için zaman ve birçok pazarlık yapılması gerekecek. Ama Trump yönetimi, rejimin savaş suçlarına karşı net bir tavır alarak siyasi geçişin anlamlı olabilmesi için Esed rejiminin meşru güç olma iddiasından vazgeçmesi gerektiğini gösterdi. İkinci nokta ise Cumhurbaşkanımızın daha önce gündeme getirdiği Suriye’de güvenli bölgeler ve uçuşa yasak bölgeler kurulması konusu. Biz bu adımın atılması gerektiğini uzun süredir söylüyoruz. Ve bize bazı güvenlik sorunları ve lojistik meseleler dışında bunun neden yapılamayacağı hakkında somut, makul bir gerekçe sunulmadı. Suriye’de güvenli bölgeler ve uçuşa yasak bölgeler olsaydı muhtemelen bu kimyasal saldırı ve diğer zulümler olmayacaktı.”

Bu aşamada müttefiklerle ABD, uluslararası koalisyon ve Körfez ülkeleriyle görüşme halinde olduklarını belirten Kalın, aynı zamanda Ruslar ile de konuştuklarını, çünkü Astana sürecini onlarla birlikte başlattıklarını söyledi.

Esed rejiminin saldırılarının hem Türkiye hem de Rusya’nın desteklediği Astana sürecine zarar verdiğini vurgulayan Kalın, bu nedenle uluslararası koalisyon, Rusya ve İran dahil Esed rejimi üzerinde etkisi olan tüm taraflara Astana Süreci’ne zarar verilmemesi çağrısında bulunduklarını kaydetti.

Kalın, “Önümüzdeki günlerde Ruslarla ve diğerleriyle konuşmaya devam edeceğiz. Sürecin ilerlemesi ve bu tür saldırıların tekrar yaşanmaması için atılabilecek adımları konuşacağız.” dedi.

İbrahim Kalın, “Son olarak hükümetiniz bugün ABD yönetimi veya ABD Dışişleri Bakanlığı ile görüştü mü? Ve açıkçası, Sayın Kalın, bu barış süreçleri şimdiye dek tam anlamıyla hiçbir sonuç üretmedi. Siz Esed rejiminin üzerinde bir baskı oluşmasının mevcut sürecin gidişatını değiştireceğini düşünüyor musunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Öyle olmasını umuyoruz. Bu nedenle dün gece yapılan misilleme ciddiye almamız gereken bir gelişme. ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde benimsediği pozisyonu ve yapılan açıklamaları da takip ettim. Siyasi sürecin ilerleyebilmesi için Esed rejimi üzerinde ciddi bir baskı kurma konusunda hazır olmalarını cesaret verici buluyorum. Haklısınız, geçmişte birçok inisiyatif alındı ve maalesef bunlar başarısız oldu. Bu yaşananlardan alınması gereken ders tekrar başarısız olma lüksümüzün olmadığıdır.”

Cevap bırakın