Çok Kültürlü Televizyon

Perşembe monologları

15

NİL Erkoçlar’ın kendi deyimiyle “imalat hatası”nı giderip Rüzgâr Erkoçlar’a dönüşmesi üzerine birkaç kelam… Daha çok merak ettiklerim…

*

* “Cinsiyet tashihi” diyebileceğimiz bu tür operasyonlardan sonra, “cinsellik dışında”, hayatın diğer alanlarında eski cinsiyetinden ne kadar sürede kurtulabilir insan?
Kurtulabilir mi daha doğrusu?
“Tam geçiş” mümkün müdür?

*

* “Kafa”ya ne olur kafaya? Zaman içerisinde “erkek kafası”na dönüşür mü?
“Pembe”den “mavi”ye geçiş tamam da “Venüs”ten “Mars”a geçiş de kolay mıdır?
Daha da ötesi; mesela aniden “kadına şiddet”e meyyal olabilir mi “kadınlığı da görmüş geçirmiş bir erkek”?

*

* Tersine operasyonlarda kadınlığa geçiş “görüntü olarak” daha kolaymış gibi. Saç, makyaj, giyim kuşam desteği sayesinde belki. Oysa Rüzgâr mesela, henüz “eşcinsel erkek” görünümünde. “Şüpheye yer bırakmayacak biçimde bir erkek görüntüsü”ne ulaşmak mümkün müdür?

*

* “İkiyüzlü”, dolayısıyla sıkıntılarla dolu bir 26 yılın sonunda, “yatak odasındaki rahatlama”nın dışında “huzurlu bir hayat”tan söz edilebilir mi? Sahiden?…

*

* Bir de “cinsiyetinden memnun” ama “cinsiyeti yüzünden” en az Nil’ler kadar sıkıntı çekmiş, çekmekte olan kadınlar var bu ülkede. Fakat ne yazık ki onları kurtaracak bir operasyon yok. Yoksa son çare olarak onlara da “geçiş” mi önermeliyiz?

*

* Rüzgâr’ın anlattıkları bir şey öğretti; “Cinsiyetine razı olmak” nefes almak gibi olağan bulunan ama aslında şükredilmesi gereken bir halmiş meğer.

*

Diğer konular…
* Dedikodulara göre Azra Akın evlenip çocuk sahibi olmak istemiş, Kıvanç Tatlıtuğ ise “Kariyerim” demiş. Bunun üzerine Azra Akın ayrılık kararı almış.
Allah’ım! Bir kez olsun “tersi” olmayacak mı şu topraklarda!
Kadınla erkek arasında, artık kabul etmemiz gereken “temel bir farklılık” galiba bu. “Cinsel organlarının farklılığı gibi”. “Kesin”, “net”, “tartışmasız”!
Ha, bu arada, çok yakında Başbakan ikilinin evliliğine karar verebilir, Kıvanç yavaştan kendini hazırlasa iyi olur!

*

* Fatih Altaylı çok güzel söylemiş, etnik kökenlerimizi saymaya başlarsak hangimizin ne olduğu ya da ne olduğumuzu anamıza mı, babamıza mı dayandıracağımıza kadar birçok çetrefilli sorunla karşılaşacağımıza dikkat çekmiş. (26 Şubat).
Ana-babamızla bitse iyi. Her ikisinin ana-babaları var sırada. Sonra onların da ana-babaları… “Sonu yok” bunun.
En iyisi dışarıda dediğimiz gibi: “From Turkey.” Kısaca.

MIŞ-MUŞ

* Erkek suaygırlarının cinsel organı gittikçe küçülüyormuş.
Kocasına aslanım falan demeye meraklı kadınlar yanılıp da suaygırım demesin sakın!

* Oscar töreninde dekolte ağır basmış.
Garp cephesinde yeni bir şey yok.

* Hititler’de de başlık parası âdeti varmış.
İyi bari, “Bak adamlar battı gitti” diye kötü örnek olarak gösterebiliriz.

Cevap bırakın