Çok Kültürlü Televizyon

İbrahim Kalın: ABD nasıl PYD-YPG’yi kullandıysa, onlarda ABD’yi kendi çıkarları için kullandı

49

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Daily Sabah gazetesinde “DEAŞ sonrası Suriye’de sırada ne var?” başlıklı yazıyı kaleme aldı. 
Yazısında, ABD’nin terör örgütlerine verdiği desteğe değinen İbrahim Kalın, “DEAŞ, Suriye’de yenilgiye uğratıldığına göre ABD, ülkedeki PKK uzantıları olan PYD ve YPG’ye destek vermeyi bırakacak mı? Bu konu, Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasında 24 Kasım’da gerçekleştirilen telefon görüşmesinde gündeme geldi. Trump, bu soruya olumlu yanıt vererek, “ABD’nin YPG’ye sunduğu devasa askeri desteğin daha önce bitmiş olması gerektiğini” söyledi. Ancak aksi yönde ifadeler, sadece birkaç gün sonra Pentagon tarafından kullanıldı. Peki bütün bunlar Suriye, Türkiye ve Türk-Amerikan ilişkileri açısından ne anlama geliyor?” dedi. 
Washington’dan gelen birbirine aykırı yorumların aslında ABD yönetiminin içerisindeki görüş ayrılıklarının yaşandığının göstergesi olduğuna dikkat çeken Kalın, sözlerine şöyle devam etti:
“Normalde bir Amerikan başkanının sözlerinin tartışmaya kapalı olduğunu ve ilgili kurumlar tarafından gereğinin yapılacağını düşünürsünüz. Aynı şekilde Ankara, Washington’ın, PKK’nın Suriye koluna verdiği askeri, ekonomik ve siyasi desteği DEAŞ’in yenilgiye uğratılmasından sonra sonlandırmasını bekliyordu. Ne de olsa Amerikalı yetkililer, Türk makamlarına PYD-YPG ile “geçici bir al-ver ilişkisi” kurduklarını ve bu örgüte verilen silahları geri alacaklarını söylemişti.”
‘ABD medyası PKK ve YPG’nin işlediği suçların üzerini örttü’
İbrahim Kalın, ABD’nin Suriye’de bir terör örgütüne verdiği desteğin aslında PYD-YPG’nin DEAŞ’e karşı en etkili güç olduğu iddiasına dayandığını belirtti.
Bu iddiayı desteklemek amacıyla ABD medyası tarafından iki yıldır YPG saflarında savaşan kadınların fotoğraflarının da olduğu birçok haber yapıldığını söyleyen Kalın. “Bu haberlerin çoğu, PKK ve YPG’nin Suriye’de işlediği suçların üzerini örttü. Kürtler ve Arapların da aralarında bulunduğu yerel halka yapılan zulümler, yerel halkın zorunlu göçe tabi tutulması, demografik dizayn faaliyetleri, çocuk askerlerin kullanılması, köylerin yakılıp yıkılması, muhalefet partilerinin ve muhalif medya kuruluşlarının kapatılması gibi birçok suç gizlendi.” ifadelerini kullandı. 
‘PKK terörünü romantize etmeye çalıştılar’
Kalın, “Hatta bir adım daha ileri giderek kadın fotoğraflarını kullanarak PKK terörünü romantize etmeye çalıştılar. Böylece medya, kadınların bedenlerine ve kişiliklerine hakaret etmekle birlikte Batılı kitlelere yönelik propaganda faaliyetlerinde bulundu. Bu politikanın birçok ironik yanı bulunuyordu. Ancak bunların arasında en çarpıcı olan, Amerika’nın Suriye’deki en yakın müttefikinin, ABD müttefiki olan Türkiye’ye saldıran, Suriye’de ise otonomi ve hatta bağımsızlık elde etmeye çalışan Marksist-Leninist bir terör örgütü olmasıydı.” diye konuştu. 
‘ABD, Suriye’nin toprak bütünlüğüne destek olacaklarını garanti edebilir mi?’
YPG’nin DEAŞ’e karşı en etkili güç olduğu iddiasının aslında gerçeklerle hiçbir ilgisinin olmadığının altını çizen İbrahim Kalın şunları aktardı:
“ABD, Özgür Suriye Ordusu’na, Türkmenlere veya PKK muhalifi Kürtlere aynı desteği vermiş olsaydı, bugün o grupların çok etkili olduğu söylenirdi. Üstelik DEAŞ’e darbe vurulurken komşu ülkelerin ulusal güvenliğine tehdit oluşturulmazdı. Oysa ABD, muhalif grupları bir kenara bırakarak Marksist-Leninist ve ayrılıkçı bir terör örgütüyle çalışmaya karar verdi. Bu süreç, hem Suriye’nin toprak bütünlüğü hem de Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından önem taşıyor. ABD, DEAŞ yenilgisinin ardından PYD-YPG’yi silahsızlandırıp, Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüne destek olacaklarını garanti edebilir mi? Tabii bu ihtimal oldukça düşük; çünkü ABD nasıl PYD-YPG’yi kullandıysa, PYD-YPG de ABD’yi kendi çıkarları için kullandı.”
‘YPG’ye gönderilen her silah veya mermi, PKK’nın ömrünü uzatıyor’
Türkiye’nin ABD’nin bu politikasına itirazlarının tamamen makul olduğunu belirten Kalın, PYD-YPG’ye verilen her tür desteğin doğrudan veya dolaylı olarak PKK’ya veridiğini ve Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit ettiğini, YPG’ye gönderilen her silah veya mermi, PKK’nın ömrünü uzattığını aktardı. 
Cumhurbaşkanığı Sözcüsü Kalın, “Artık DEAŞ Suriye’de yenilgiye uğratıldığına göre ABD yönetiminin PYD-YPG ile ilişkisini sonlandırması ve dikkatini Cenevre-Astana süreçleri çerçevesinde Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğünü korumaya vermesi gerekiyor.” açıklamasında bulundu.  
‘Esed, Suriye’nin birliğini veya istikrarını koruyabilecek bir figür değil’
Kalın, “22 Kasım’da Riyad’da buluşan Suriyeli muhalif grupların da ifade ettiği üzere Beşşar Esed’in siyasi geçiş süreci kapsamında görevden ayrılması gerekiyor. Çünkü Esed, Suriye’nin birliğini veya istikrarını koruyabilecek bir figür değil. İran ve Rusya Esed’i en yakın müttefikleri olarak görse bile, Suriye’deki çıkarlarını Esed iktidardayken koruyamayacaklarını anlamaları gerekiyor.” dedi. 
‘DEAŞ sonrası bir iktidar oyunu kuruluyor’
Ortada daha büyük ve ciddi bir sorun olduğuna işaret eden İbrahim Kalın, “DEAŞ sonrası Suriye’de, stratejik çıkarlar ve toprak kazanımları üzerine yani bir iktidar oyunu kuruluyor. Rusya ve İran, Esed’i iktidarda tutarak Suriye’deki nüfuzlarını korumak istiyor. Buna karşılık ABD, Fırat’ın doğusunda kalarak Rusya ve İran’ı dengelemeye çalışıyor. Ancak bu durum, sadece yeni çatışmalara sebep olacak ve Suriye’deki istikrarsızlığı derinleştirecektir. Suriye’deki mücadele muhtemelen yeni etnik ve mezhep gerginliklerine sebep olacak, Suriye’yi parçalayacak ve bir sonraki tehdit dalgasının zeminini oluşturacaktır.” diye konuştu. 
Bunun yerine tüm ülkelerin dikkatlerini siyasi geçişe, Suriye devletinin meşru sahibi olan Suriye halkına vermesi gerektiğinin altını çizen Kalın sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Suriye halkıyla birlikte siyasi birlik, siyasi geçiş ve siyasi istikrar için çalışmak, tüm tarafların çıkarlarına uygundur. Buna karşılık Suriye’yi yeni bir iktidar savaşı arenasına çevirmek kimseye fayda etmeyecek. DEAŞ ve Esed sonrası Suriye, Suriye halkı ve milyonlarca mülteci için sevindirici bir haber olacaktır. Yeni bir maliyetli jeopolitik güç mücadelesi ise tam aksi.”
Kaynak: TRT Haber

Cevap bırakın