Çok Kültürlü Televizyon

‘Bizim için ha DEAŞ ha YPG hiç fark etmiyor’

18

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Amerika ve Rusya, kararları kendilerinin vermesi lazım. Yani 3-5 bin PYD militanını mı tercih edecekler, yoksa 80 milyonluk istikrarlı ve bölgenin en büyük ordusuna sahip Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni mi, aziz Türk milletini mi tercih edecekler?” dedi.

Kurtulmuş, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Erzurum’da Vali Seyfettin Azizoğlu’nu ziyaret etti.

Burada bir konuşma yapan Numan Kurtulmuş, milli kurtuluş mücadelesinin sembol şehri Erzurum’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Anadolu’nun direnişinin kalesi Erzurum’da bulunmak bizim için her zaman çok keyifli ve onurludur.” diye konuştu.

12 Mart’ın Erzurum’un düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü olduğunu belirten Kurtulmuş, “Erzurumlu hemşehrilerimizi tebrik ediyorum. Destansı kurtuluşta hayatlarını kaybeden Erzurumlu büyüklerimize, Allah’tan rahmet diliyorum. Erzurum halkına bu büyük direnişinden dolayı bir kez daha şükranlarımızı ifade ediyorum.” diye konuştu.

Erzurum’un 11-18 Şubat’ta Avrupa Olimpik Gençlik Kış Festivali’ne (EYOF) ev sahipliği yaptığını hatırlatan Kurtulmuş, “Erzurum, uluslararası bir organizasyona ev sahipliği yapabileceğini, imkanı olduğunu ortaya koydu. İnşallah 2026 Kış Olimpiyatları’nın Erzurum’a alınması için bir çalışma var. Ümit ediyoruz ki 2016’da Erzurum, Erzincan ile birlikte kış olimpiyatına ev sahipliği yapabilir. Her iki şehrimizde de havaalanı var, o zamana kadar hızlı trenin bitmesiyle çok güzel bir altyapı oluşacak.” ifadesini kullandı.

Numan Kurtulmuş, Erzurum’un, Cazibe Merkezi Programı kapsamında olduğunu vurgulayarak, yatırımcının her türlü sektörde çok iyi teşvik alacağını bildirdi.

Erzurum’un Atatürk ve Erzurum Teknik üniversiteleriyle üniversite şehri haline geldiğini anlatan Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, “Erzurum gelişiyor. TRT, Anadolu Ajansı, Basın İlan Kurumu ile medyada da önemli bir yeri olan bir şehrimiz.” dedi.

“16 Nisan’dan sonra Türkiye ayaklarındaki prangalardan kurtulacaktır”

Türkiye’nin halk oylaması sürecine girdiğine işaret eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Ben her hafta birçok ile giden birisi olarak, gördüğüm manzara şudur, bir kere son derece demokratik ve medeni bir kampanya yürütüyoruz. İnşallah sonuna kadar böyle devam eder. Bu kampanyayı zehirlemek isteyen şer güçleri, buna fırsat bulamazlar diye ümit ediyorum. ‘Evet’ diyenler, ‘hayır’ diyenler, herkes çıkıyor, görüşlerini ifade ediyor. Bu anlamda son derece olgun bir kampanya yürütüyoruz. Her geçen gün kampanyanın dozajı arttırıldıkça, ‘evet’lerin oranı daha da artıyor. 16 Nisan akşamından itibaren Türkiye, yeni bir yönetim sistemine doğru geçecektir. Milletimiz için bereketli, uğurlu olsun. Türkiye 16 Nisan’dan sonra tabiri caizse ayaklarındaki prangalardan kurtularak, koşar adım, uçar adım yoluna devam edecek. Güçlü Türkiye olma istikametinde mücadelesini sürdürecektir.”?

“Bizim için ha DEAŞ ha YPG hiç fark etmiyor”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, konuşmasının sonunda bir gazetecinin, “Suriye’nin kuzeyinde daha önce Amerikan askerlerinin üniformasında YPG arması görülmüştü. Dün de Rus askerinin üniformasında YPG arması görüldü. Bu konudaki değerlendirmeniz nasıl olur?” sorusu üzerine, Türkiye’nin bu konudaki görüşlerinin açık olduğunu bildirdi.

“Biz, kapalı kapılar ardında ne konuşuyorsak, diplomatik olarak farklı ülkelerle neler konuşuyorsak, meydanda da onu söylüyoruz.” diyen Kurtulmuş, Türkiye’nin, Suriye ve Irak’ın geneline ilişkin olarak fikirlerini açıkça söylediğini aktardı.

Türkiye’nin, terör örgütlerinin hiçbirisini birbirinden ayırt etmediğini yineleyen Kurtulmuş, “Bizim için ha DEAŞ ha YPG hiç fark etmiyor ya da bir başka terör örgütü. Dolayısıyla diğer bütün ülkelere de tavsiye ediyoruz, terör örgütleri arasında bir ayrımcılık yapmayın. Bize yakın terör örgütleri, bize karşı olan terör örgütleri diye görmeyin. Terör örgütlerinin hepsi, insanlık düşmanıdır, hepsi bütün ulusların düşmanıdır. Dolayısıyla Amerikalıların da Rusların da diğer ülkelerin de buna ciddi şekilde dikkat etmesi lazım.” diye konuştu.

“Suriye’de yerel, mutedil, meşru muhalefet güçleriyle hareket edilsin”

İkinci olarak da özellikle Suriye’deki şehirlerde yapılacak operasyonlarda o şehirlerin etnik yapısının değiştirilmemesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi bir El Bab, Cerablus operasyonu yaptık. Çok şükür başarıyla sonuçlandı. Biz buralarda Türkiye modeli ortaya koyduk. Rakka’yı, Musul’u, diğer şehirleri terör örgütü DEAŞ’tan temizlerken, DEAŞ’ı buradan çıkarırken başka bir terör örgütünü ortaya getirmeyelim. Dolayısıyla o şehirlerin her birisi, o şehrin halkınındır. Cerablus’ta millet geri geldi, şehrine yerleşti. Şimdi aynı şekilde El Bab halkı da gelip kendi şehrine yerleşecek. Biz istiyoruz ki Rakka’da da Musul’da da bütün bu operasyonlarda buna dikkat edilsin. Yerel, mutedil, meşru muhalefet güçleriyle, uluslararası koalisyon müşterek bir şekilde hareket etsin, orada DEAŞ’ı temizledikten sonra da halkın şehrine gelip yerleşmesini sağlayalım.”

Rakka’nın yüzde 100’e yakın Arap şehri olduğunu belirten Kurtulmuş, “Ama siz Rakka’da DEAŞ operasyonunu YPG, PYD üzerinden yaparsanız, bunun Türkçesi şudur, ‘oradaki Arap vatandaşlar etnik bir temizliğe tabi tutularak, oradan dışarı atılacak, orada hiç o şehrin ahalisi olmayan unsurlar yerleştirilerek demografik yapı bozulacaktır.’ Aynı şey Musul için gereklidir. Dolayısıyla bunları bütün uluslararası camiada koalisyon güçlerine, diğer unsurlara, herkese anlatmaya gayret ediyoruz, burada titizlikle riayet edilsin. Ana çerçeveye riayet edilsin. Bu şehirlerin halkları gelsin, oturdukları memleketlerinde oturmaya devam etsinler.” diye konuştu.

“Bölge barışına katkıda bulunmaz”

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, Türkiye’nin, Suriye’nin kuzeyinde Kürt kardeşlerinin olmasından rahatsızlık duymadığına işaret ederek, “Türkiye’nin rahatsızlığı, Suriye’nin kuzeyinde bir PYD devletinin oluşmasıdır. Bu risk, hem etnik temizliğin kapısını açar, bölgedeki Arapların, Türkmenlerin o bölgeden uzaklaştırılmasını sağlar hem de maalesef bölgede daha fazla çatışmanın kapısını aralar. Bölge barışına asla katkıda bulunmaz. Türkiye’nin, Fırat Kalkanı Operasyonu yapmasının sebeplerinden birisi de budur. Orada boydan boya bir terör devleti kurulması, terör örgütüne ait olan bir yerin yapılanmasına Türkiye olarak asla rıza göstermediğimizi ortaya koyuyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Amerika ve Rusya, kararları kendilerinin vermesi lazım. Yani 3-5 bin PYD militanını mı tercih edecekler, yoksa 80 milyonluk istikrarlı ve bölgenin en büyük ordusuna sahip Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni mi, aziz Türk milletini mi tercih edecekler? Burada bir an önce kararlarını vermeleri lazım. Biz burada bu kırmızı çizgiler çerçevesinde, yani bölgenin bütün terör örgütlerinden temizlenmesi, bölgedeki şehirlerin asli unsurlarına devredilmesi ve bütün bu operasyonların uluslararası camiayla birlikte yerel, mutedil unsurlarla birlikte yapılması konusunda hem Amerikalıları hem Rusları uyarıyoruz.”

“Türkiye’nin, komşusu Suriye’de çıkan yangını seyretmesi mümkün değil”

Menbiç konusunun, önceki Amerikan yönetimiyle anlaşmaya varılmış olan bir konu olduğunu, başından itibaren Obama yönetiminin, PYD güçlerinin Menbiç’in doğusuna çekileceği konusunda garanti verdiğini ve ne yazık ki bu garantinin bugüne kadar sağlanmadığını aktaran Kurtulmuş, Rusya, Amerika ve uzak ülkeler için bölgedeki bu türbülansın, uzakta, Ortadoğu’da bir yerde devam etmekte olan bir yangın olarak görüldüğünü kaydetti.

Kurtulmuş, Türkiye için ise Suriye’de ve Türkiye’ye yakın sınır bölgelerindeki ortaya çıkan bu siyasi, askeri karışıklıkların, bu türbülansın komşudaki bir yangın olarak görüldüğünü bildirdi.

Türkiye’nin bu çıkan yangını seyretmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Bu yangına müdahale edilmesi için Türkiye bütün gücüyle ortadadır. Allah’ın izniyle, Türkiye öncelikli olarak kendi evini garanti altına alacaktır, bu yangının bize sirayet etmesini önleyecektir, komşumuzdaki yangını söndürmek için de bütün gücümüzle gayret sarf ediyoruz. İşte Astana süreci, Ruslar ve İranlılarla olan müzakere bunun içindir, Cenevre görüşmelerine verdiğimiz katkı bunun içindir. Bir an evvel Suriye’de barış sağlansın. Türkiye olarak bunu temin edecek her türlü çaba içerisindeyiz.” değerlendirmesinde bulundu

Yorum Yapin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.